Latest Tweets:

Gün olur, başıma kadar mavi; 
Gün olur başıma kadar güneş; 
Gün olur, deli gibi...

Gün olur, başıma kadar mavi; 
Gün olur başıma kadar güneş; 
Gün olur, deli gibi... 

"

“İşte ayrılık saati geldi. Bir akşam üzeri gittin, bir daha gelmemek üzere .. Ellerimi aldın, dudaklarına götürdün. Hala sızlıyor gözyaşlarının değdiği yerler. Oysa hiç istemiyordum gitmeni, hep benimle kalacağına öylesine inanmıştım ki! Geçici ayrılıklarına ne kadar uzun olsa da katlanıyordum. Çünkü ; yine sana kavuşmak ümidi vardı içimde. Seni beklediğim öğle sonları bir gece yarısının zifiri karanlığına gömülecek. Koridorlar boşuna bekleyecek ayak sesini. Daha düne kadar ”yaşamak” diyordum, ”senin için yaşamak..” Nasıl inanıyordum sana bilemezsin. Öyle güzeldi ki! Beni durmadan sevmeni istiyordum. Belki yine seveceksin, daha çok seveceksin. Fakat ben çıkardığın noktanın çok uzağındayım şimdi. Boşluğa bırakılmış bir cisim gibi sıfıra doğru yaklaşıyorum. Yere çarpıp parçalandığım anda; anlayacaksın verdiğin acının dayanılmazlığını.
Gitme diyemedim sana , demeyeceğim de.. Çünkü kalacağına inanıyordum, dedim ya sana inanıyordum. Ayrılığı gerektiren sebeplerin tartışması yapılmaz bence. Sevmek istemektir. İstemekse kalmaktır bir bakıma. Sevsen isterdin beni, istesen kalırdın, hiç gitmezdin.. Her çaresizliğe karşı durabilirdim seninle, her şeye meydan okuyabilirdim. Sevgin gücümdü, sevgimin acın olduğu kadar.. Seninle paylaşmak vardı kederleri, hazları bölüşmek vardı. Seninle yaşamak vardı kıyasıya.. Hepsi bir anda yok oldu görüyor musun?

”Senden” diyordum. ”Seninle” diyordum. ”Senin için” diyordum. Şimdi sensizim. Seninle olmamın haksızlığını öğrettin bana. Artık senin için yazamam bile.”

"

*3

"BEŞİNCİ MEKTUP
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini…
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!"

ümit yaşar oğuzcan

*87

"Sesinde ne var biliyor musun?
Ev dağınıklığı var.
İki de bir elini başına götürüp,
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun."

Cemal Süreya (via yagmuradam)

*15
*2
*32

(Source: 5walls, via incenses)

*5

"

Bazen saatlerce oturur hiçbir şey konuşmazdık seninle, gözlerimiz birbirini bulurdu, ellerim ellerine değerdi. Avuçlarımız yanardı, özlemle dolup taşardı yüreklerimiz. Uzaktan gemiler geçerdi, bazen yağmur yağardı, ıslanırdık. Bazen serin bir rüzgar çıkardı, üşürdün. Sonra yavaş yavaş akşam olmaya başlardı gün batardı karşı sahillerde. Ayrılık vakti yaklaşırdı. Şimdi o beraber yaşadığımız emsalsiz dakikaları özlüyor ve yokluğuna ağlıyorum.

Belki seni bir daha hiç göremeyeceğim. Görsem bile ne değişecek? Beni tanımayacaksın bile. Gözlerini eğerek geçip gideceksin yanımdan . Aynı şehirde iki yabancı gibi yaşayacağız artık. Birbirimizin varlığından habersizmişcesine, yıllar yılı bir hayat yükünü taşıyıp gideceğiz. Hatıralar gitgide içinde küllenmeye başlayacak . Bana ait hiçbir şeyi hatırlamak istemeyeceksin. İşte o dayanılmaz unutuşu ta derinlerden hissediyor ve başımı ellerimin arasına alıp unutulduğuma ağlıyorum.

Kim bilir ne zaman dinecek bu gözyaşları? Bu merhametsiz koşu ne zaman bitecek? Anlasana; yoruldum artık. Sensiz hiçbir şeyin değeri kalmadı gözlerimde. Bir an önce bu koşu bitsin istiyorum. Düşünsene, bütün saatler durmak için o anı bekliyor. Sonu duyuracak kampana çalsın artık. O anda tanımadığım seyirciler ayağa kalksın. Muhteşem bir son olsun bu. Duyduğun zaman içinde bir şeyler burkulsun ve gözyaşlarının en güzeliyle dolsun gözlerin. Benim ağlanmayacak bir yerde olduğumu düşün ve artık sen ağla. Yokluğuma, sevilmemişliğime, anlaşılmamışlığıma…


http://www.youtube.com/watch?v=jdSq9UMDTKs

"

ümit yaşar oğuzcan

*4

"

Seni düşünüyorum yokluğunda, seni özlüyorum. En küçük zaman parçasında bile yaşadığım sensin. Beraberliğimizin bitmesine gönlüm razı değil. Her yerim ayrı ayrı isyan ediyor sensizliğe. Evet, seni seviyorum. Evet,sana inanıyorum.Ama önce seni istiyorum.Seni!

Aşk yalnız beraberliği özlemek değil, biraz da beraberliğin tadına varmaktır. Aynı zamanı yaşadığımıza göre, ayrı yerde olmamızın bir faydası yok. Benden uzaklaşmakla bir şey kazanmayacaksın. İstersen dünyanın öbür ucunda ol elimi uzatsam tutabilirim seni. Gel, yanacaksak beraber yanalım.

Ne o? Giyiniyor musun? Akşam mı oldu? Sahi gidecek misin? Nereye? Biraz daha kal.
Peki, peki git öyleyse. Hayır, darılmadım. Hayır, sana kızmıyorum. Bütün kızgınlığım bu vakitsiz gelen ayrılık saatine, bu pis, bu manasız akşam üzerine.
Haydi git. Fakat unutma, yine seninleyim.

"

ümit yaşar oğuzcan

(via 4dele)

priscilla ahn- lullaby

*8
*5
lubitel2

lubitel2

*1

"Söylesene kimim ben, neyim? Telleri kopmuş bir çalgıdan ne farkım var? Hadi uğraş bakalım, benden bir ses çıkarmaya çalış, parmakların kanayıncaya kadar, gözlerin yoruluncaya kadar. Fakat sen de bir gün usanıp taşlara vurma beni, bir kere de sen kırma. Her şeyi bir bir anlatacağım sana. Dinle ne olur! Bütün kalbinle dinle. Sana kirlerimden, utançlarımdan, yalanlarımdan soyunup geliyorum işte. Bu yağmur bütün kötülüklerimi yıkadı. Seni bu bomboş rıhtımda yeniden buldum. İşte köhne sandalımla sana yanaşıyorum. Bana kim olduğumu sen öğret. Bu yağmur dinecek er geç. Islak kaldırımlarda adını tekrarlayarak yürüyeceğim, her geçene seni soracağım. Seni arayışımın nedenini kimse anlamayacak. Bilmiyorlar ki ben sensiz yapamam. Bulduğum tek şeysin yeryüzünde. Hani bazen durup dururken ansızın bir sevinç sarar ya içimizi; derinden çok derinden bir an için de olsa yaşadığımıza memnun olur, yarına umutla bakarız ya! O an bize bütün kötülükleri, acıları unutturuverir. Kendimizi bir çocuk kadar kaygılardan uzak hissederiz. İşte sen o ansın benim için. En güçlü, en mutlu olduğum ansın. Zaman zaman senden uzaklaşmak isteyişimin boşuna olduğunu biliyorum. Artık kendimden bile kaçabilirim. Fakat senden asla!
…Hadi yağ! Dilediğin kadar yağ artık!"